AIDS Belirtileri

AIDS, (Acquired Immune Deficiency Syndrome, Sonradan Edinilen Bağışıklık Sistemi Bozukluğu) anlamına gelen bir kısaltmadır. Bağışıklık Sistemi Yetersizliği, vücudun bağışıklık sisteminin çöktüğü bir hastalık olduğunu ifade etmektedir. Terimdeki ‘sonradan edinilen’ ifadesi ise hastalığın kalıtsal, irsi olmadığını, daha sonradan edinilen, yakalanılan bir hastalık olduğunu belirtmektedir. İngilizce adındaki sendrom kelimesiyse, bir başka hastalıkla ilişkili olabilecek farklı hastalıkları anlatmak amacıyla kullanılmaktadır.

Acquired Immune Deficiency Syndrome kelimelerinin baş harflerinden oluşan AIDS kısaltması, Sonradan Edinilen Bağışıklık Sistemi Bozukluğu anlamına gelen bir kısaltmadır.

AIDS hastalığına yol açan virüs, HIV (Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) olarak isimlendirilen virüstür. Bu virüs bağışıklık sistemi hücrelerini hedef alır ve enfeksiyon oluşturur. Enfeksiyon ilerlediğinde Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromuna (AIDS) neden olabilir.

HIV Enfeksiyonu

1980’li yıllardan itibaren yaygınlaşan HIV enfeksiyonu, o tarihten bu yana yaklaşık 35 milyon kişinin ölümüne yol açtığı tahmin edilen bir enfeksiyondur. 1959 yılında Belçika Kongo’sunda yaşamış bir kişiden alınan kanda tespit edilen virüs (saklanan kanda HIV virüsü olduğu 1998 yılında geliştirilen test ile onaylandı), kendisi ölüme neden olan bir virüs değildir. Bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan virüs, soğuk algınlığı gibi çok basit hastalıklara karşı bile direnemeyen bir vücudun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bağışıklık sistemini çökerten ve AIDS hastalığına neden olan virüs, eklenen enfeksiyonlarla savaşamayan hastanın sonu ölüme varabilen önemli sağlık sorunları yaşamasına neden olmaktadır.

HIV virüsü (Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) nedeniyle ortaya çıkan HIV enfeksiyonu, tedavi edilmediğinde AIDS hastalığına ilerleyen bir enfeksiyondur.

1980’li yıllardan beri 70 milyonun üzerinde kişide tespit edilen HIV enfeksiyonu, 2016 yılı itibariyle dünya çapında 36 milyon kişide bulunduğu tespit edilen bir enfeksiyondur. Türkiye’de 2016 yılı içinde tanı alınmış olan 2.500 kadar hastayı etkileyen enfeksiyon, 2016 yılı verilerine göre ülkemizde 13.518 kişiyi etkileyen bir enfeksiyondur. HIV enfeksiyonunu taşıyan yani HIV (+), HIV pozitif olarak nitelendirilen kişilerin tamamında AIDS hastalığı gelişmez. HIV (+) olan bir kişinin tedavi görmemesi durumunda ortaya çıkabilen AIDS, 2016 yılı verilerine göre ülkemizde 1537 kişiyi etkileyen bir hastalıktır.

HIV Virüsünün Bulaşma Yolları

Cinsel ilişkiyle bulaşan bir enfeksiyon olan HIV, hamilelik sırasında anneden çocuğa bulaşabilen bir enfeksiyondur. Kan ve kan ürünleriyle de bulaşabilen HIV, damar içi madde kullanma alışkanlığı olan kişilerin paylaştıkları iğneler ve enjektörler yoluyla da yayılabilen bir hastalıktır.

HIV/AIDS, cinsel ilşki yoluyla, gebelikte anneden bebeğe geçerek ya da kan ve kan ürünleri yoluyla (kan nakli gibi) bulaşan bir enfeksiyondur. Damardan ilaç alanların ya da damar içi madde kullanma alışkanlığı olanların ortaklaşa kullandıkları iğneler/enjeksiyonlar da hastalığın (kan yoluyla) bulaşmasını sağlayan bir yoldur.

HIV enfeksiyonu, HIV (+) olan insanlarla tokalaşarak, sarılarak veya onların kullandıkları tabakları, çatalları, eşyaları, klozeti kullanarak bulaşmaz. Hava yoluyla ya da böcek ısırığı gibi yollarla bulaşan bir virüs/enfeksiyon da değildir.

Cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle, anneden çocuğa geçmesiyle yayılan, bulaşan HIV enfeksiyonu, cinsel ilişki sırasında prezervatif/kaput kullanarak, cinsel partnerlerin sayısını sınırlayarak, ilaç enjeksiyon ekipmanlarını asla paylaşmayarak korunabilen bir sağlık sorunudur. Hamilelik sürecinde kullanılan HIV ilaçlarıysa, enfeksiyonun çocuklara bulaşmasının en yaygın yolu olan anneden bebeğe enfeksiyon geçişini önleyen bir uygulamadır.

HIV Tanısı

Tedavi edilmediğinde bağışıklık sistemini tamamen çökertebilen ve AIDS hastalığı safhasına geçebilen HIV enfeksiyonu, yaygın olarak kan testleriyle tespit edilen bir enfeksiyondur. Hastanın kanında virüse karşı oluşan antikorları tespit eden testler, HIV/AIDS tanısını koymaya yarayan testlerdir.

Elisa testi, HIV’e karşı vücutta oluşturulan antikorlardaki enzim aktivitesini ölçerek enfeksiyonu tespit eden bir testtir. Teşhiste kullanılan öncelikli yöntem olan Elisa testi pozitif çıktığında Western Blot testi uygulanır ve teşhis kesinleştirilir. HIV enfeksiyonu olabileceği düşünülen ancak Elisa testi negatif çıkan kişilerin 1-3 ay içinde tekrar test yaptırmaları gerekir.

HIV/AIDS tanısı, çeşitli kan testleriyle, Eliza testi gibi testlerle konulur.

Virüs yükü testi ise teşhiste kullanılan, HIV enfeksiyonunun erken teşhis edilmesi veya tedavi durumunun takip edilmesi amacıyla kandaki virüs miktarının ölçülmesini sağlayan testtir. Salgı testi de HIV enfeksiyonunun tespit edilmesini sağlayan testlerden birisidir.

Cinsel saldırıya maruz kalan kişiler, HIV (+) cinsel partnere sahip olan kişiler, damar içi bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olan kişiler, Tüberküloz ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı almış olan kişiler, korunma amacıyla HIV testlerini (Elisa testini) yaptırması gereken kişiler olarak gösterilebilirler. Evlilik öncesinde gönüllülük esasına dayanarak test yaptırılması, HIV enfeksiyonunun sık görüldüğü bölgelere/ülkelere seyahat eden, oralarda doğan ya da yaşayan kişilerin de korunma amaçlı test yaptırmaları, uzmanlar tarafından tavsiye edilen önlemler olarak gösterilebilir.

HIV Tedavisi

HIV ile enfekte olan bireyin vücut sıvılarıyla bulaşan HIV enfeksiyonu, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlarla tedavi edilmektedir. Bu ilaçlar vücuttaki virüslerin azalmasını sağlar ve çoğalmalarına engel olur. Vücutta daha az virüsün bulunması bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini sağlar. Enfeksiyonun AIDS’e doğru ilerlemesine engel olur.

HIV tedavisi, virüsün azalmasını ve AIDS’e ilerlemesini engelleyen antiretroviral tedavi (ART) kapsamındaki ilaçlarla yapılmaktadır.

Tam olarak tedavisi bulunmayan HIV enfeksiyonu, farklı etki mekanizmalarına sahip olan ilaçların ikisinin veya üçünün bir arada kullanılması yoluyla kontrol altında tutulabilen bir sağlık sorunudur. Erken tanı sonrasında tedaviye başlayan HIV pozitif kişiler, uzun ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmektedirler.

HIV / AIDS Belirtileri

HIV (+) bireylerde görülebilen belirtiler şunlardır:

Ciltte döküntü, üşüme, ateş ve grip benzeri semptomlar, HIV enfeksiyonunun erken evrelerinde görülen belirtilerdir.
  • Kişinin HIV ile karşılaşmasından 2-4 hafta sonra başlayan ve enfeksiyondan sonra birkaç hafta boyunca devam edebilen ateş, üşüme, ciltte döküntü gibi belirtiler ve grip benzeri semptomlar,
  • Erken evrede görülen semptomlar sonrası düşük seviyelerde ilerleyen enfeksiyon yıllarca belirti göstermeyebilir. Uzun zaman sonra bile ortaya çıkabilen ciddi belirtiler ise hızlı kilo kaybı, kronik ishal ve sağlıklı bağışıklık sistemine sahip olan insanlarda görülenden daha sık ve daha ciddi biçimde orta çıkan fırsatçı enfeksiyonlardır.
  • Enfeksiyona bağlı kanser türleri de HIV enfeksiyonunun ilerlemesi sonucunda ortaya çıkabilen semptomlar olarak gösterilebilen sağlık sorunlarıdır, komplikasyonlardır. HIV, bazı bireylerde daha kısa sürebilse de, genellikle 10 yıl veya daha uzun bir süre sonrasında (tedavi edilmediğinde) AIDS’e ilerleyen bir enfeksiyondur.

AIDS Tedavisi

HIV enfeksiyonu tedavi edilmediğinde ya da tedavi başarılı olmadığında AIDS hastalığına ilerler. Bu nedenle HIV enfeksiyonunun tedavi edilmesinde kullanılan antiretroviral tedavi (ART), AIDS hastalığının ortaya çıkmasını engellemeye çalışan ilk tedavi yöntemi olarak gösterilebilir.

AIDS tedavisi, HIV enfeksiyonu sırasında virüsü azaltmayı hedefleyen antiretroviral tedavi (ART) ve enfeksiyon AIDS’e ilerledikten sonra fırsatçı enfeksiyonlara ve kanserlere karşı uygulanan ilaç tedavisinden oluşmaktadır.

AIDS hastalığı ortaya çıktıktan sonra uygulanabilen geliştirilmiş bir tedavi yöntemi ya da hastalığı engellemeye yarayan bir aşı bulunmamaktadır. Hastalık sırasında uygulanan tedavi, fırsatçı enfeksiyonlara ve kanserlere karşı mücadele edilmesini sağlayan ilaç tedavisidir.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir