Akciğer Kanseri Belirtileri

Akciğer kanseri, akciğer hücrelerinin normalin dışında hareket etmeleri ve kontrolsüz biçimde çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmaları şeklinde meydana gelen bir hastalıktır.

Akciğer Kanseri Görülme Sıklığı

Akciğer kanseri dünya çapında her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin kişinin ölümüne sebep olan bir kanser türüdür. Erkeklerde sigara içme oranı daha yüksek olduğu için erkeklerde daha çok görülen bir kanserdir. Akciğer kanser vakalarının %80-90 arasında kalan bölümünün sigara kullanımından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Akciğer kanseri, sigara kullanım oranları kadınlara göre daha yüksek olan kadınlarda daha çok görülen bir hastalıktır.

Erkeklerde görülen kanserlerde en çok ölüme yol açan kanser türü olan akciğer kanseri, kadınlar için aynı değerlendirme yapıldığında en çok ölüme neden olan ikinci kanser türü olarak gözükmektedir. 45 yaş altındaki kişilerde ender olarak görülen ve genellikle 50-70 yaş aralığında bulunan kişilerde görülen akciğer kanseri, hayati tehlike yaratan en önemli kanser türleri arasında bulunmaktadır. 35 yaşını geçen ve sigara içen kişilerde görülme riski artan akciğer kanseri, 2 erkeğe karşılık 1 kadında görülen bir kanser türüdür. Akciğer kanseri 25 yıl önce 11 erkeğe karşılık 1 kadında görülmekteydi. Bu süreçte kadınların sigara kullanım oranlarının artması, akciğer kanseri olan kadın sayısını9n da artmasına neden olmuştur.

Ülkemizdeki Durum

Ülkemizde akciğer kanseri nedeniyle her yıl hayatını kaybeden kişilerin sayısı ise yaklaşık 30 bindir. Hayatını kaybeden kişilerin %90’ı erkek, %10’u kadındır. Hiç sigara içmeyen kişilerde de akciğer kanseri görülebilir. Son yıllarda hiç sigara içmeyen kişilerde akciğer kanseri görülme ihtimali neredeyse 3 katına çıkmıştır. Değişen dünyayla birlikte farklılaşan sosyal hayat, bazı hormon tedavileri ve pasif içiciliği teşvik eden, artıran ortamlar, erkeklerde ve kadınlarda (sigara içmeseler bile) akciğer kanseri gelişmesi ihtimalini artıran faktörlerdir.

Ülkemizde akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin sadece %10’u kadınlardan oluşmaktadır. Bu durum erkeklerle kıyaslandığında kadınlardaki sigara kullanım oranlarının daha düşük olmasından kaynaklanmaktadır.

Sigara içmeyen kadınlarda akciğer kanseri görülmesi ihtimali sigara içmeyen erkeklere göre daha fazladır. Sigaraya karşı daha hassas olduğu belirtilen kadınların karşılaştığı bu tablo, kadınların sigara içme oranlarının artması nedeniyle daha da kötüleşmektedir. 40 yaşına kadar sigara içen ve sonrasında bırakan kadınlarda akciğer kanser görülmesi ve ölüm riski %20 artarken, 40 yaşından sonra da sigara kullanmaya devam eden kadınlarda akciğer kanseri görülme ihtimali ve ölüm riski %300 artmaktadır.

Akciğer Kanseri Evreleri Nasıl Belirlenir?

Akciğer kanseri evreleme sistemi, kanserin bulunduğu aşamayı belirlemek ve tedavi yöntemine karar vermek amacıyla kullanılmaktadır. Akciğer kanserinin evresini belirleme aşamasında şu üç kritere bakılmaktadır:

  1. Kanserin çapı (büyüklüğü) ve yerleştiği yer: Farklı büyüklüklere sahip olan tümörler farklı aşamalardaki (evrelerdeki) akciğer kanserlerine işaret ederler. Tümör aynı bölgede bulunsa bile 2 cm çapında olması ile 5 cm çapında olması arasında önemli farklılıklar vardır, kanserin farklı aşamalarda (evrelerde) olduğunu gösterir. Benzer şekilde kanserin (tümörün) bulunduğu yer de kanser evrelerinin farklı biçimde belirlenmelerine yol açabilir. Aynı büyüklükte ama akciğerin bir bölümünde bulunan tümör ile ana nefes borusuna yerleşen bir tümör kanserin farklı evrelerde bulunduğunu gösteriyor olabilirler.
    Akciğer kanserinin türünün ve evrelerinin belirlenmesi, tümörün durumunun değerlendirilmesini sağlayan bir takım kriterlere bağlıdır.
  2. Kanserin lenf bezlerine yayılıpyayılmadığı: Lenf bezlerine yayılma olmaması hastalık açısından iyi bir durumdur. Farklı yerlerde bulunan lenf bezlerine yayılan kanser, hastalığın farklı evrelerinde bulunulduğunu gösterebilir.
  3. Kanserin başka organlara yayılıp yayılmaması (metastaz olması ya da olmaması): Akciğer kanseri özellikle teşhisin geciktiği durumlarda diğer akciğere, beyine, karaciğere, böbrek üstü bezine, kemiklere yayılma eğilimi gösteren bir hastalıktır. Metastaz olması yani kanserin başka organlara/dokulara sıçraması tedavi sürecinde önemli zorluklar çıkartabilen bir durumdur. Dolayısıyla kanserin başka dokulara sıçradığı durumlarda akciğer kanserinin daha ileri aşamalarda (evrelerde) olduğu kabul edilir.

Akciğer Kanseri Evreleri ve Yaşam Süresi

Akciğer kanseri evreleri yukarıdaki kriterlere göre belirlenen 4 aşamadan (evreden) oluşur:

  1. Akciğer Kanseri 1.Evre: Tümörün çapının küçük olduğu, lenf bezlerine ya da diğer organlara/dokulara yayılma olmayan evredir. Araştırma sonuçları 1.Evrede tedavi olan akciğer kanseri hastalarının 1 yıldan uzun süre yaşama ihtimallerinin %71 olduğunu göstermektedir. Bu hastaların 5 yıl yaşama şansı ise %47 olarak görünmektedir. Tedavi sonrasında 5 yıl süreyle takip edilirler, sonraki yıllarda 3 ya da 6 ay arayla kontroller planlanır.
  2. Akciğer Kanseri 2.Evre: Tümör büyüklüğü 5-7 cm’dir veya akciğer içindeki lenf bezlerine yayılma vardır. Kanser diğer organlara sıçramamıştır. İkinci evredeki hastaların %48’i 1 yıldan uzun süre yaşamaktadırlar. 5 yıl yaşama şansları ise %31’dir. Tedavi sonrasında 5 yıl takip edilirler ve sonraki dönemde de uygun aralıklarla kontrol edilirler.
    Akciğer kanserinde uygulanan tedavi ve tedavi sonrasında hastanın hayatta kalma süresi hastalığın bulunduğu evreye bağlı olarak değişebilir.
  3. Akciğer Kanseri 3.Evre: Tümör 7 cm üzerindedir. Akciğer dışındaki lenf nodlarına da yayılma yapmıştır veya ana bronşun tıkanmasına neden olmuştur ya da göğüs içindeki kalp zarı, kaburgalar gibi yapılara kadar uzanmıştır. Henüz diğer organlara yayılmamıştır. Bu hastaların %35’i teşhisten sonra 1 yıl hayatlarına devam ederken, 5 yıllık yaşam şansı %10 düzeyine kadar düşmüştür. Tedavi sürecinde ve sonrasında sürekli olarak takip edilmeleri gerekir.
  4. Akciğer Kanseri 4.Evre: Akciğer kanserinin en ileri aşamasıdır ve kanser diğer organlara da yayılmıştır (metastaz yapmıştır). Hastaların 1 yıllık yaşam şansı %14, 5 yıllık yaşam şansı %1 olarak görünmektedir. Hastanın konforunun öne çıktığı tedavi süreci aralıksız devam eder.

Akciğer Kanseri Nedenleri

Hastalığın en büyük nedeni sigara olsa da hastaların yaklaşık %15’lik kısmı sigara kullanmayan kişilerden oluşmaktadır.

Sigara ve diğer tütün mamulleri, akciğer kanserinin en önemli sebepleridir.

Genetik geçiş, asbest, hava kirliliği, radon gazı, verem benzeri bazı akciğer hastalıkları, içme suyunda yüksek düzeyde arsenik olması, akciğerlere radyoterapi uygulanması gibi etkenler de akciğer kanserine neden olabilen/riski artırabilen faktörler olarak sıralanabilirler. Bu faktörler de önemli olmasına rağmen, sigara kullanılmamasının (bırakılmasını) akciğer kanseri riskini %50 oranında azalttığı unutulmamalıdır.

Akciğer Kanseri Belirtileri

Akciğer kanserinin belirtileri yerleştiği yere bağlı olarak değişebilir. Ses kısıklığı, göz kapağı düşüklüğü, kolda-omuzda ağrı gibi belirtiler kanserin akciğerin üst kısmına yerleştiğinin ve sinirlere baskı yaptığının göstergeleri olabilir. Çoğu zaman gözden kaçırılan bu belirtilerin dışında akciğer kanserinde en çok görülen belirtiler ise şunlardır:

Akciğer kanserinin en önemli belirtisi hastanın nefes darlığı çekmesi olarak gösterilebilir.
  • Hastanın sürekli nefes darlığı çekmesi, hırıltılı solunum olması,
  • Hastada geçmeyen ve zaman içinde giderek kötüleşen öksürük olması,
  • Kanlı balgam çıkartılması,
  • İştah kaybı ve zayıflama görülmesi,
  • Hastanın göğüs ağrısı çekmesi,
  • Ses kısıklığı ve yutma güçlüğü gibi belirtiler.

Akciğer Kanseri Tanısı ve Tedavisi

Akciğer kanseri belirti vermeden ilerleyebilen ya da gösterdiği belirtilere dikkat edilmeyen bir hastalık olabilir. Erken tanı hastalığın tedavi edilmesi ihtimalini ve hastanın hayatta kalma şansını/süresini önemli ölçüde artırır ama akciğer kanseri genellikle erken teşhis edilen bir hastalık değildir. Hastalığın tanısı için öncelikle röntgende tespit edilen bir kitlenin olması gerekir. Hastanın maruz kaldığı maddeler ve aile fertlerinin sağlık geçmişi incelenerek kanser ihtimali araştırılır. Balgam sitolojisi, bilgisayarlı tomografi gibi testler akciğer kanseri tanısının koyulmasına yardımcı olurlar. Tanıyı kesinleştirmek ve akciğer kanserinin bulunduğu evreyi belirlemek için biyopsi yapılması ya da bronoskopi yöntemine başvurulması gerekebilir.

Akciğer kanseri kitlenin belirlendiği röntgen sonrasında başvurulan balgam sitolojisi, bilgisayarlı tomografi, biyopsi ve bronoskopi gibi yöntemlerle teşhis edilir.

Yukarıda sayılan yöntemlerle ve diğer bazı yöntemlerle teşhis edilen ve bulunduğu evre belirlenen akciğer kanseri, radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi yöntemler kullanılarak tedavi edilmeye başlanır. Tedavi yönteminin belirlenmesinde önemli rol oynayan faktörler akciğer kanserinin türü ve evresidir.

Akciğer kanserinin tedavisinde kemoterapi, radyoterapi, cerrahi müdahale yöntemi gibi tedavi yöntemlerinden yararlanılır. Akciğer kanseri aşısı olarak bilinen immünoterapi ise henüz akciğer kanserinin tarih olmasını sağlayacak seviyede bir tedavi yöntemi değildir ama akciğer kanserinin tedavisinde çok önemli bir gelişme olarak kabul edilmelidir.

Son yıllardaki gelişmeler sayesinde 4.evrede bulunan hastalarda kullanılan akciğer kanseri aşısı (immünoterapi) de diğer bir tedavi yöntemidir. Hastanın kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanserle savaşılmasını sağlamayı hedefleyen akciğer kanseri aşısı, 4.evrede uygulanan diğer tedaviler gibi hastanın yaşam süresini uzatmayı hedefleyen bir tedavi yöntemidir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir