Diyabet Belirtisi

Diyabet, pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretemediği ya da ürettiği durumlarda insülin hormonunun etkili biçimde kullanılamadığı hallerde gelişen hastalığın ismidir. Ömür boyu süren diyabet hastalığı, halk arasında ‘şeker hastalığı’ adıyla da bilinir.

Diyabet ya da halk arasındaki adıyla şeker hastalığı, pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretemediği ya da ürettiği durumlarda insülin hormonunun etkili biçimde kullanılamadığı hallerde gelişen hastalıktır. Besinlerden kana geçen glukozun kullanılmasını engelleyen bu durum, kan şekerinin yükselmesine ve normal şartlarda şeker içermeyen idrarda şeker tespit edilmesine neden olur.

Tıp dilindeki adı Diabetes Mellitus olan hastalık, kandaki şeker seviyesinin normalin üzerine çıkması ve normal şartlarda şeker içermeyen idrarda şekere rastlanması olarak da anlatılabilir.

Diyabet Nasıl Ortaya Çıkar?

Diyabetli hastalar, tükettikleri besinlerden kana geçen glukozu (şekeri) kullanamazlar. Bu sorun kan şekerinin yükselmesine ve ‘hiperglisemi’ adı verilen durumun oluşmasına neden olur. Kanda glukoz seviyesi normalin üzerine çıkar ve normal şartlarda şeker içermemesi gereken idrarda şeker çıkmaya başlar. Normal kan şekeri, karbonhidrat metabolizması bozukluğu olmayan sağlıklı bir kişide 100 mg/dl (açlık kan şekeri) altındadır. Karbonhidrat metabolizmasının bozulması, yukarıda sözü edilen sorunun ortaya çıkması durumunda, açlık kan şekeri 100 mg/dl üzerine çıkmaya başlar.

Açlık kan şekeri 100 mg/dl üzerine çıkmaya başladığında, besinlerden alınan şeker (glukoz) kullanılamadığında, diyabet hastalığının etkileri görülmeye başlar. Açlık kan şekeri 180 mg/dl üzerine çıktığında böbreklerin idrara şeker kaçırmaya başladığı görülür.

Açlık kan şekeri 180 mg/dl üzerine çıktığında böbrek idrara şeker kaçırmaya başlar. İdrarda şeker çıkması ise aynı zamanda su ve tuz kaybedilmesi anlamına gelir. Su kaybeden hasta çok susadığını hisseder ve su içmek ister. Uzun yıllar içinde meydana gelebilen hiperglisemi hiçbir belirti göstermeyebilir ama anlatılan döngünün zaman içinde sürekli hale gelmesi ve uzun süre devam etmesi durumunda su kaybı, kilo kaybı, yorgunluk, halsizlik gibi belirtiler görülebilir.

Diyabet Türleri

Diyabet hastalığının türleri şunlardır:

Tip 1 Diyabet (İnsüline bağımlı diyabet)

Tip 1 diyabet, hastanın insülin üretemediği ya da az ürettiği durumlarda ortaya çıkan ve dışarıdan insülin takviyesi yapılmasını gerektiren diyabet türüdür.

Pankreasın insülin üretiminin yetersiz olması ya da hiç olmaması durumunda görülen diyabet türüdür. Genellikle çocuklukta ortaya çıkar ve dışarıdan insülin alımının zorunlu olduğu diyabet tipidir. Ömür boyu insülin kullanmayı gerektiren Tip 1 Diyabet, tüm diyabet hastalarının %5-10’luk bölümünü oluşturan diyabet türüdür.

Latent Autoimmune Diabetes in Adults (LADA)

Bağışıklık sistemindeki bozukluk nedeniyle vücudun kendi kendine zarar vermesinden (otoimmün) kaynaklanan diyabet türüdür. İleri yaşlarda görülen hastalık, Tip 1 Diyabet benzeri, insüline bağımlı bir diyabet hastalığı türüdür.

Tip 2 Diyabet

Diyabet hastalarının %90’ında görülen Tip 2 diyabet, insülin hormonunun üretildiği ama etkili biçimde kullanılamadığı diyabet tipidir.

Hücrelerin kan şekerini düzenlemekle görevli olan insülin hormonuna duyarsızlaşması durumunda görülen diyabet türüdür. İnsülinin üretildiği ama hedef dokularda etkili biçimde kullanılamadığı Tip 2 Diyabet, diyabet hastalarının yaklaşık %90’ında görülen diyabet türüdür.

Maturity Onset Diabetes (MODY)

Tip 2 Diyabet benzeri bir diyabet hastalığı olan bu tür, erken yaşlarda görülen bir hastalıktır.

Gestasyonel Diyabet

Gebelik sırasında kadın metabolizmasına eklenen yükler nedeniyle ortaya çıkan diyabet türüne Gestasyonel Diyabet adı verilmektedir.

Gebelik sırasında ortaya çıkan diyabet türüdür. Gebeliğin her kadının metabolizmasına ayrı bir yük getirmesi sonucunda, özellikle gebeliğin ikinci yarısından sonra kan şekerinin yükselmesiyle ortaya çıktığı görülebilir. Kan şekerinin (doğum sonrasında) normale döndüğü görülür. Gebe kadınların %3’ünde görülen bir sorundur.

Pre-diabet (Gizli Şeker)

Kişinin kan şekeri normalden yüksektir ama diyabet tanısı koymak için yeterli yükseklikte değildir. Kan şekerinin yükselme eğiliminde olduğu bu durum, diyet ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilir. Bu şekilde diyabet oluşumunun önüne geçilir veya yavaşlaması sağlanır.

Diyabet Nedenleri

Yapılan araştırmalar sonucunda diyabet hastalığının genetik faktörlerle birlikte çevresel etkenlerin birlikte rol almaları neticesinde ortaya çıktığı fikrine varılmıştır.

Tip 1 Diyabet, yüksek oranda genetik faktörlerin rol oynadığı süreçte, pankreasa zarar veren virüsler ve bağışıklık sisteminde ortaya çıkan bozukluklar sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Diyabet hastalarının %90’ında görülen Tip 2 Diyabet ise şu nedenlerle gelişebilir ya da riski artıran faktörler şunlardır:

Diğer nedenlerin yanı sıra obezite ve hareketsiz yaşam tarzı da Tip 2 diyabet hastalığının ortaya çıkmasına neden olan faktörlerdir.
  • Obezite (aşırı kilo) bu soruna yol açabilir.
  • Ebeveynlerde diyabet öyküsünün bulunması riskin yükselmesini sağlar.
  • İlerleyen yaş Tip 2 Diyabetin ortaya çıkma riskini artıran bir faktördür.
  • Hareketsiz yaşam tarzı bu sorunun ortaya çıkmasına neden olabilir.
  • Stres de risk faktörleri arasında yer alan bir etkendir.
  • Gebelik sırasında gestasyonel diyabet oluşumu görülebilir. Bu durum ve normalden yüksek doğum ağırlığına sahip olan bebek dünyaya getirme, Tip 2 Diyabet hastalığının ortaya çıkması riskini yükselten faktörlerdir.

Diyabet Belirtileri

Diyabet hastalığının ortaya çıktığını gösteren 3 temel belirti şunlardır:

  • Doyamama ve normalden fazla yemek yeme ihtiyacı/hissi,
  • Ağızda kuruluk, tatlılık duygusu ve bunun sonucunda görülen aşırı su içme isteği,
  • Sık idrara çıkma ihtiyacı hissedilmesi.
    Aşırı susuzluk hissi, normalden fazla yemek yeme ihtiyacı, hızlı ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler, diyabet hastalarında sıklıkla görülen belirtilerdir.

Yukarıda sayılan belirtiler dışında görülebilen diğer belirtiler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Yorgunluk, halsizlik,
  • Hızlı şekilde ve istemeden gerçekleşen kilo kaybı,
  • Yaraların normalden daha uzun sürede iyileşmesi,
  • Ciltte kuruluk ve kaşıntı olması,
  • Ayaklarda ortaya çıkan uyuşma, karıncalanma hissi,
  • Bulanık görme sorunu,
  • Ağızda koku (aseton benzeri) olması.

Diyabet Tanısı

Diyabet tanısında kullanılan testlerden birisi açlık kan şekerinin ölçüldüğü testtir. Sağlıklı bireylerde 70-100 mg/Dl arasında bulunan açlık kan şekeri değerinin 126 mg/Dl üzerine çıkması, diyabet tanısının koyulması için yeterlidir.

Diyabet tanısı, açlık kan şekeri ve tokluk kan şekeri değerlerinin ölçülmesi sonucunda koyulur.

Söz konusu olan açlık kan şekeri 100-126 mg/Dl arasında olduğunda, hastaya Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) testi uygulanır ve tokluk kan şekeri araştırılır. Öğün başlangıcından 2 saat sonra yapılan ölçüm 140-199 mg/Dl aralığında bulunuyorsa pre-diyabet (gizli şeker) dönemini, bu değer 200 mg/Dl’nin üzerinde ise diyabet hastalığını göstermektedir.

Yukarıdaki yöntemlerin dışında yaklaşık son 3 aylık kan şekerini yansıtan HbA1C testinin %7’den yüksek olması da diyabet tanısının koyulmasını sağlayan bir yöntemdir.

Diyabet Tedavisi

Tip 1 Diyabet tedavisi, insülin tedavisini içerir. Doktor tarafından önerilen insülin dozuna ve plana uygun olarak diyetisyen tarafından hazırlanan diyet, beslenme tedavisi de tedavi sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Hastanın ailesinin vereceği destek, beslenme düzeninin, alınan karbonhidrat miktarının ve insülin dozunun ayarlanması, Tip 1 Diyabet hastalarının normal bir yaşam sürdürmelerini sağlayacaktır.

Tip 1 Diyabet tedavisinde beslenme düzeninin ayarlanması ve dışarıdan insülin takviyesi yapılması gerekir.

Tip 2 Diyabet tedavisinde beslenme düzeninin ayarlanmasının yanı sıra insülin hormonunu artırmaya veya direkt olarak insülin hormonu salgılamaya yönelik oral antidiyabetik ilaçların kullanılması gerekir.

Diyabet hastalarının tedavi ilkelerine uymamaları sinir harabiyeti (nöropati), böbreklerde hasar oluşması(nefropati), göz retinasında hasar meydana gelmesi (retinopati) gibi problemler başta olmak üzere birçok farklı sağlık sorununa yol açabilir. Bu nedenle tedavi sürecinin dikkatli bir şekilde takip edilmesi ve sürdürülmesi gerekir.

Tip 1 Diyabet dışında kalan diyabet türleri için uygulanan tedavinin en öneli bölümleri, hastanın yaptığı diyet ve ailesinin/yakınlarının hastaya yardımcı olmaları şeklinde gösterilebilir. Tip 2 diyabet hastalarının oral antidiyabetik ilaçlar kullanması gerekir.

Tedaviyi planlayan ve uygulayan hekim, diyeti planlayan ve beslenme alışkanlıkları hakkında bilgiler sağlayan beslenme uzmanı (diyetisyen), insülin uygulama tekniği, kan şekeri ölçüm yöntemi, hipoglisemi, ayak bakımı gibi konularda hastaya yardımcı olan diyabet hemşiresi, diyabetli kişilere ve ailelerine diyabet konusunda eğitim veren diyabet eğitimcisi, diyabetlilere yol gösteren diyabet okulları, dernekler, vakıflar ve gönüllü kuruluşlar, diyabet tedavisinin sürdürülmesini ve sürecin kolaylaşmasını sağlayan yardımcılardır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir