Göğüs Kanseri Belirtileri

Göğüs kanseri ya da daha çok kullanılan şekliyle meme kanseri, meme dokusunda bulunan süt kanallarının içinde bulunan kanser hücreleri nedeniyle görülen bir hastalıktır. Süt bezlerinde veya sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücrelerde gelişen meme kanseri, farklı türleri bulunan, erken teşhis ile tedavi edilme olasılığı oldukça yüksek seviyelere çıkan bir kanser türüdür.

Göğüs Kanseri Türleri

Meme kanseri, hem karsinom (epitel hücrelerinden kaynaklanan) hem de adenokarsinom (glandüler dokudan yani salgı bezlerinden kaynaklanır) olabilir.

Nadir olarak görülen ve sarkom olarak adlandırılan göğüs kanseri tipi, memedeki kas, yağ dokusu ya da bağ dokusundan kaynaklanan göğüz kanseri türüdür.

Meme kanseri, tümörün bulunduğu yere ve yayılma eğilimine göre farklı başlıklar altında sınıflandırıldığı ve incelendiği bir kanser türüdür.

Meme dokusundan (duktus ve lobüllerden) gelişen meme kanserleri ise ikiye ayrılarak incelenir:

1.)Non İnvaziv Meme Kanseri (Karsinoma İn Situ, Carcinoma In Situ)

Non-invaziv (invaziv olmayan) terimi, kanserin yayılım eğilimi gösteren bir kanser türü olmadığını göstermektedir. Karsinoma (carcinoma) kanser, İn Situ (IN Situ) kanal sınırları anlamına gelen terimlerdir. Göğüs kanserinin bu türlerinde kanser başladığı yerdedir, bazal membranı delip geçmemiştir. Bu göğüs kanseri türünün alt tipleri şunlardır ve ilkinin görülme sıklığı ikinci alt tipin görülme sıklığının iki katıdır:

Duktal Karsinoma İn Situ (Ductal Carcinoma In Situ, DCIS): Bu rahatsızlıkta söz konusu olan hücrelerde aşırı çoğalma vardır ve yapısal olarak kanser hücrelerine dönüşümün tipik özellikleri (az ya da çok) görülür.  Ama bu hücreler hiçbir şekilde kanalın dışına taşmazlar ve meme dokusunda görülmezler. Kanser duktusun en iç tabakası olan epitelde başlamış, duktusun dışına (bazal membran) çıkmamıştır.

DCIS tanısı konulan kişilerde invaziv meme kanseri riski 5 katına çıkmaktadır. Kanser öncüsü olarak kabul edilir, invaziv duktal karsinom olarak isimlendirilen meme kanseri türüne dönüşme ihtimali çok yüksektir. Daha çok 60 yaş ve üzerinde bulunan kişilerde görülen bir sağlık sorunudur. Memelerde kitleye, ağrıya ve meme başı akıntısına neden olan bir sorundur.

Tamoksifen, meme kanseri tedavisinde en yaygın olarak kullanılan ilaçtır.

Mamografide biçimsiz (amorf) mikrokalsifikasyon kümeleri görülür. Patoloji sonucu invaziv kanser bulunamazsa ve kitle küçükse, ek tedavi gerektirmez ve 5 yıl süreyle tamoksifen kullanılır. Tümör büyükse cerrahi müdahale yapılabilir, bazı durumlarda ışın tedavisi gerekebilir. Tüm hastalar tedavinin ardından takip edilir. 6 ay sonra ve onu takiben her sene klinik meme muayenesi ve mamografi uygulanır.

Lobüler Karsinoma İn Situ (Lobular Carcinoma In Situ, LCIS): Lobülün en iç tabakası olan epitelde başlayan kanser, lobülün dışına (bazal membran) çıkmamıştır. DCIS’e göre 10-15 yıl daha genç olan kişilerde görülen, tanısı 44-47 yaşlar arasında bulunan bireylere konulan bir sağlık problemidir. Mamografide bulgusu olmadığından başka nedenlerle yapılan biyopsiler sırasında teşhis edilir. LCIS tanısı konan hastaların %25-35’lik kısmında invaziv meme kanseri gelişir. Gelişen kanser %65 oranında lobüler kanser değil, duktal kanserdir. In situ terimi, ‘kanal sınırları’ içinde anlamına gelir.

 

Lobüler Karsinoma İn Situ sorununda rahatsızlık kansere dönüşmez ama invaziv meme kanseri gelişme riski vardır. Yani lobüler karsinoma in situyu çıkarmanın faydası yoktur, hastalara tamoksifen verilerek ya da verilmeden takip edilmeye devam edilir.

2.) İnvaziv Meme Kanseri

Kanser hücrelerinin oluştuğı duktus ya da lobülün içinden (bazal membranı delerek) komşu dokuya çıktıkları durumlardır. Meme kanseri hücreleri  lenfatik sistem ve kana karışabilir, lenf nodlarına ve kemik, karaciğer, akciğer ve beyin gibi uzak organlarına ulaşabilirler. Alt tipleri şunlardır:

İnvaziv Duktal Karsinom: Alt türleri toplam meme kanseri vakalarının %90’ını oluşturan türdür. Bu tür meme kanserinin NST (No special type, scirrhous, Simplex) olarak tanımlanan tipi, tüm invaziv meme kanseri türleri içinde en çok görülen tiptir (yaklaşık %80). NST, prognozu (hastalığın seyri ve iyileşme şansı) İnflamatuar meme kanserinin ardından en kötü olan göğüs kanseri türüdür. 50-60’lı yaşlarda görülen bu tip, Mamografide spiküler (dikensi) uzantıları olan hiperdens kitle, oval/lobüle lezyon, biçimsiz (amorf) mikrokalsifikasyon  şeklimde görülür.

İnvaziv Duktal Karsinom olarak adlandırılan meme kanserinin diğer alt tipleri ise Medüller karsinom, Müsinöz (kolloid) karsinom, Papiller karsinom, Tübüler karsinom, Kribiriform karsinom başlıkları altında incelenmektedir.

İnvaziv meme kanseri, kanserin yayılma eğilimi gösterdiği meme kanserlerini tanımlamak amacıyla kullanılan bir kalıptır. Meme kanserini teşhis etme amacıyla kullanılan tanı (görüntüleme) yöntemleri, meme kanserinin türünün belirlenmesini de sağlayan yöntemlerdir.

İnvaziv Lobüler Karsinom: Tüm invaziv meme kanseri vakalarının yaklaşık %10’unu oluşturan türdür. Muayeneyle veya mamografi ile zor teşhis edilebilen bir meme kanseri türüdür. Çünkü kitle oluşturmadan normal meme dokusuyla yer değiştirdiği görülen sinsi bir göğüs kanseri tipidir. Kitle oluşturmaz, memede sertleşmeye ve kalınlaşmaya sebep olur.

Meme Başının (Memenin) Paget Hastalığı, İnflamatuar Meme Kanseri, Filloides Tümör ve nadir görülen adenoid kistik karsinom, skuamoz hücreli (epidermoid) karsinom, apokrin karsinom, sarkomlar, lenfomalar gibi diğer meme kanseri türleri, İnvaziv Meme Kanserinin daha az görülen alt tipleri olarak sıralanabilirler.

Göğüs Kanseri Nedenleri

Nedenleri kesin olarak bilinmeyen göğüs kanserleri, yapılan araştırmalar sonucunda ‘bu hastalığa yakalanma riskini artıran bazı faktörlerin belirlendiği’ kanser türlerinden birisidir.

Nedenleri kesin olarak saptanamayan göğüs kanseri, erken adet gören veya menopoza geç giren kadınlarda görülme riskinin yükseldiği tespit edilen, oluşumunda genetik faktörlerin önemli rol oymadığı düşünülen bir hastalıktır.

Genlerde kansere eğilim yaratan bazı mutasyonlar, meme kanseriyle karşılaşma riskini artıran en önemli faktörler olarak görünüyorlar. Kuzey Avrupa’da daha çok görülen ve daha çok ölüme neden olan meme kanseri, (tüm dünya değerlendirildiğinde) Çin ve Japonya’da en düşük görülme oranına sahip. ABD’de yaşayan her 8 kadından birisinin (hayatı boyunca) göğüs kanserine yakalandığı belirtiliyor.

İlk gebeliğin geç olması veya hiç doğurmamak, menopoza geç girmek (özellikle 55 yaşı geçtiğinde), erken adet görme (12 yaş ve öncesi), uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı, sigara ve alkol kullanımı, meme kanseriyle karşılaşma riskini yükselttiği belirlenen faktörlerdir.

Göğüs Kanseri Belirtileri

Meme içinde kanserleşen bir hücrenin tümör oluşturması, muayene sırasında belirlenebilecek duruma gelmesi ya da radyolojik incelemelerde fark edilen duruma gelmesi uzun süre alabiliyor. Çoğu göğüs kanseri hastanın kendisi tarafından fark ediliyor. Elle kontrol yöntemiyle belirlenebilen en az 1 cm büyüklüğündeki kitle, kanser teşhisinin konulmasını ve tedaviye en erken dönemde başlanmasını sağlayan bulgu oluyor. Aşağıdaki belirtiler meme kanserinin belirtileri olarak sıralayabileceğimiz ve görüldüklerinde uzmana başvurulması gereken belirtilerdir:

Bazı bulgular göğüs kanserinin erken teşhis edilmesini ve tedaviye erken başlanmasını sağlayan belirtiler olarak listelenebilir.
  • Göğüste veya koltuk altında ele gelen kitle yani sertlik ve/veya şişlik olması,
  • Meme başından gelen, tek kanaldan gelen kanlı veya şeffaf renkte akıntı olması,
  • Meme başında içe doğru çekilme olması, çökme veya şekil bozukluğu olduğu fark edilmesi,
  • Göğüste yara veya kızarıklık görülmesi,
  • Memede, ciltte ödem, şişlik ve portakal kabuğu görünümlü (içe doğru) çekintiler olması,
  • Meme başı derisinde soyulma ve kabuklanma gibi değişiklikler olması,
  • Göğüste büyüme ve/veya şekil bozukluğu görülmesi, memelerde asimetri olması ya da renginde kızarma veya benzeri şekillerde değişiklik olması.

Göğüs Kanseri Tanısı

Evre 0 (in situ olarak isimlendirilen, kanserin yayılma riskinin olmadığı evre), Evre I, Evre II, Evre III ve Evre IV (uzak organlara kanserin yayıldığı evre) olarak derecelendirilen, gelişimine göre evrelendirilen göğüs kanseri, çoğu zaman kişilerin kendi yaptıkları elle kontrol (muayene) yöntemi sayesinde belirleniyor.

Göğüs kanserinde erken tanı ve erken tedavi, tedavinin başarılı olma ihtimalini önemli oranda yükselten ve çoğu durumda hayat kurtaran durumlardır.

Mamografi, Meme ultrasonografisi ve Meme MR’ı ise, elle yapılan muayeneler sonucunda ya da başka nedenlerle meme kanserinden şüphe edilen hastalara tanı koyulmasını sağlayan ya da meme kanseri olmadığının tespit edilmesini sağlayan görüntüleme/tanı yöntemleridir.

Göğüs Kanseri Tedavisi

Göğüs kanseri, hastalığın seyrine ve bulunduğu evreye göre cerrahi, ilaç tedavisi (kemoterapi), hormonoterapi (hormonal ilaçlarla tedavi), radyoterapi ve biyolojik tedaviler ile tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Göğüs kanseri, ilerleyen teknolojinin de katkı yaptığı farklı tedavi yöntemleriyle tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Erkeklerde de görülebilen (%1’in altında) göğüs kanseri, memenin cerrahi müdahaleyle alınması sayesinde ya da diğer yöntemler kullanılarak tamamen tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Önemli olan hastalığın erken teşhis edilmesi ve tedaviye erken başlanmasıdır. Kadınların adet dönemlerinden sonra kendilerini muayene etmeleri ve doktorunun tavsiye ettiği aralıklarla mamografi çektirmeleri çok önemlidir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir