Şizofreni Belirtisi

Zihinsel ya da beyinsel bir hastalık olarak tarif edebileceğimiz şizofreni, birçok kişinin sandığı gibi bölünmüş kişilik sorunu değildir. Şizofreni, kişinin gerçek ile hayalin aralarındaki farkları anlayamadığı, bazen gerçekle ilişkisini kaybettiği bir psikozdur.

Şizofreni Nasıl Ortaya Çıkar, Kimlerde Görülür?

Şizofreni hastaları gerçekle ilişkilerini kaybettiklerinde ‘psikotik epizod’ olarak adlandırılan ya da psikoz adı verilen döneme girerler. Bu dönemde gerçekle bağları kopan hastalar, ani kişilik ve davranış değişiklikleri yaşarlar. Bazı hastalar hayatları boyunca sadece bir tane psikotik epizod yaşarken, diğer hastaların birkaç tane epizod yaşadıkları görülür. Birden fazla psikotik epizod yaşayan hastaların epizodlar arasındaki yaşamları (nispeten) normal bir hayat olarak nitelendirilebilir.

Şizofreni, hastanın gerçek hayatla olan bağlantısını yitirdiği, halüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi semptomlar gösterdiği zihinsel bir hastalık olarak tanımlanabilir.

Hastaların bir ya da birkaç psikotik epizod yaşamalarına neden olan şizofreni, şiddeti hastadan hastaya değişen bir hastalıktır. Hastanın gösterdiği şizofreni belirtileri relaps (nüksetme) ve remisyon (duraksama) olarak isimlendirilen döngüler sırasında azalabilirler ya da kötüye gidebilirler.

Ciddi bir beyin hastalığı olan şizofreni, genellikle ilk belirtileri 16-30 yaş arasında görülen ve yavaş yavaş başlayan bir hastalıktır. 45 yaşının üzerindeki kişilerde (genellikle) başlamaz. Buluğ çağından önce ortaya çıkması da ender olarak görülen bir durumdur. Zekâ geriliği olarak kabul edilen bir hastalık olmayan şizofreni sorunundan etkilenen kişilerin zekâ seviyeleri ortalaması, toplumun zekâ seviyesi ortalamasıyla aynıdır. Şizofreni hastaları düşük, normal ya da ileri zekâ seviyesine sahip kişiler olabilirler.

Şizofreni, toplumun her kesiminde yer alan ve farklı ırklara mensup durumda bulunan insanları etkileyebilir.

Şizofreni ırk ve sosyal sınıftan bağımsız şekilde gelişebilen bir sorundur. Genetik yakınlık ve çevresel faktörler hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyebilir ama belli bir yapıya sahip olan toplumsal yapıların ya da sosyal hayatların şizofreni hastalığının nedeni olduğu söylenemez. Her tüylü toplumsal yapı içinde bulunan ya da farklı sosyal sınıflara mensup olan kişilerde görülebilir. Hastanın gerçekleri farklı bir biçimde algılamasına neden olan şizofreni toplumsal ilişkileri olumsuz yönde etkiler ama yeni araştırmalar hastanın toplum içinde bulunmasının hastalığı olumlu yönde etkilediğini göstermektedir.

Şizofreni Türleri

Hayat boyu süren bir hastalık olan şizofren, farklı türlere ayrılarak bu başlıklar altında incelenmektedir:

Paranoid Şizofreni

Düşünceleri, duyguları, konuşmaları normal olarak algılanan paranoid şizofreni hastaları, birileri tarafından cezalandırıldıkları ya da zalimce davranışlara maruz kaldıkları yönünde yanlış inançlara sahip olan hastalardır.

Şizofreni türleri, hastada saptanan semptomlar doğrultusunda belirlenen ve incelenen türlerdir.

Katatonik Şizofreni

Bu hastalar genellikle hareketsizdirler ve çevrelerindeki kişilere, çevrelerindeki dünyaya reaksiyon vermezler. Başkaları tarafından söylenen cümleleri ya da kelimeleri tekrar edebilirler. Hareket etmeye isteksiz olmaları, çok sert ve katı olmaları, yetersiz beslenme, kendilerini yaralama veya bitkin duruma düşme ihtimallerini artıran özellikleridir.

Hebefrenik Şizofreni

Hastaların zihinlerinin tutarsız ve karışık olduğu gözlemlenir. Dışarıdan bakanlar davranışlarının uygunsuz, duygusuz ya da çocuksu olduğunu düşünebilirler. Yemek hazırlamak ya da banyo yapmak gibi normal günlük işlerini yapma yeteneklerini bozan düzensiz davranışları vardır. Bunun yanı sıra konuşmalarının karma karışık, tutarsız olduğu görülür.

Beyin kimyasıyla ilişkili bir hastalık olan şizofreni, farklı isimler altında türlere ayrılarak daha ayrıntılı biçimde incelenebilen bir hastalıktır.

Ayrışmamış Şizofreni

Hastanın gösterdiği belirtiler (semptomlar) yukarıda sıralanan şizofreni türlerinin hiç birisine tam olarak uymuyorsa, hastalık ayrışmamış şizofreni olarak teşhis edilir.

Kalıntı (Rezidüel) Şizofreni

Hastanın gösterdiği semptomların hala gözlemlendiği ama şiddetlerinin azaldığı durumlarda koyulan teşhistir.

Şizofreni Nedenleri

Biyolojik bazlı bir hastalık olmadığı bilinmesine karşın asıl nedeni henüz tespit edilemeyen şizofreni, yapılan araştırmalar sonucunda şu faktörlerin gelişiminde rol oynadıkları bir hastalık olarak kabul edilmektedir:

Tabloda şizofreni hastalığının başlıca nedenleri ve belirtileri verilmiştir.

Genetik Faktörler

Kalıtım, genetik faktörler şizofreni hastalığının anne babadan, aileden çocuğa geçme ihtimalini artıran faktörlerdir.

Beyin Kimyası ve Beyin Anomalileri

Şizofreni hastalarının beyinlerinde bazı kimyasal dengesizlikler olduğu tespit edilmiştir. Dopamin adlı nörotransmiteri fazla miktarda ürettikleri ya da dopamine karşı çok hassas oldukları görülebilir. Beynin ses ve koku gibi etkenlere karşı verdiği reaksiyonu etkileyen dopamin ile ilgili sorunlar, hastanın halüsinasyon görmesine ya da delüzyonlara yol açabilir.

Çoğu zaman çoklu kişilik bozukluğuyla karıştırılan şizofreni, hastanın gerçek hayatla bağlarının zayıfladığı bir rahatsızlıktır.

Şizofreni hastası olmayan kişilerde de görülebilen beyin anomalileri de şizofreni hastalarının birçoğunda saptanan anormalliklerdir. Bu durumuyla direkt olarak şizofreni hastalığına yol açtığı söylenemeyen beyin anomalileri, hastalığın tetiklenmesinde veya şiddetlenmesinde rol alan bir faktör olarak gösterilebilir.

Çevresel Faktörler

Kalıtımsal olarak şizofreniye meyilli olan kişilerin stres, viral enfeksiyonlar, zayıf sosyal iletişimler gibi çeşitli çevresel faktörlerden etkilenebildikleri ve hastalığın ortaya çıktığı düşünülmektedir. Şizofreni hastalığının genellikle ortaya çıktığı gençlik dönemleri de insan vücudunda önemli hormonal ve fiziksel değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir.

Şizofreni Belirtileri

Hastalık ilk olarak ortaya çıktığında görülen belirtiler genellikle ani ve şiddetli semptomlardır. Değişik zamanlarda görülebilen ve hastaların beceri ve kişilik değişimlerini sergileyen birçok farklı semptom görülebilir. Bu semptomlar 3 başlık altında toplanır ve incelenir:

Şizofreni belirtileri ilk olarak ortaya çıktıklarında, (genellikle) ani ve şiddetli belirtilerdir.
  1. Pozitif Belirtiler: Bu terimde geçen ‘pozitif’ kelimesi olumlu anlamında kullanılmamıştır. Diğer insanlarda görülmeyen, kolay şekilde fark edilen belirtileri anlatmak amacıyla kullanılmıştır. İşitsel ya da görsel halüsinasyonlar, genellikle gerçeğe dayanmayan garip inançlar anlamına gelen delüzyonlar, pozitif belirtilere örnek olarak verilebilirler.
  2. Negatif Belirtiler: İnsanlar için normal kabul edilen ve şizofreni hastalarında eksikliği gözlemlenen davranışlardır. Sosyal aktivitelerden uzaklaşma, yaşamdan zevk almama, motivasyon eksikliği, temizlik alışkanlıklarının kötü olması, düşük enerji, katatonik davranışlar sergilenmesi, ruh halindeki dengesizlikler (çok mutlu veya çok üzgün ruh hallerine bürünmek), işte-okulda ya da diğer aktivitelerde yaşanan sorunlar, negatif belirtiler olarak nitelendirilen şizofreni belirtileri arasında yer alırlar.
    Şizofreni belirtileri arasında bulunan halüsinasyonlar ve delüzyonlar, hastalığın seyrinde ve hastanın hayatında önemli yer tutan belirtilerdir.
  3. Dezorganize Belirtiler: Hastanın net biçimde düşünme ve doğru şekilde reaksiyon verme becerisinin olmadığını gösteren belirtilerdir. Çabuk şekilde bir düşünceden diğerine geçmek, iletişim kurulmasını zorlaştıran anlamsız kelimeler ve cümleler kullanmak, karar verme yetisinden uzak olmak bu belirtiler arasında bulunurlar. Bir şeyleri kaybetmek ya da unutmak, aşırı ve anlamsız şeyler yazmak, günlük ses, duygu, görüntülerden anlam çıkartmakta zorlanmak, yavaş hareket etmek, daireler çizerek yürümek benzeri tekrarlanan hareketler de deorganize belirtiler arasında bulunan semptomlardır.

Şizofreni Teşhisi

Şizofreni hastalığının teşhis edilmesini sağlayan bir yöntem, belli bir test yoktur. Şizofreni belirtileri gösteren hasta, doktor tarafından tam bir fiziksel muayeneden geçirilir. Yapılan kan testleri ve buna benzer diğer testler sonucunda hastanın fiziksel bir rahatsızlığı olmadığı tespit edilirse, hasta mental hastalıklar alanında uzmanlaşmış olan psikiyatriste ya da psikoloğa yönlendirilecektir.

Şizofreni teşhisi kapsamlı bir fiziksel muayene sonrasında hastanın yönlendirildiği uzman psikolog ya da psikiyatr tarafından koyulur.

Konunun uzmanları, hastanın tavır ve davranışlarını gözlemleyerek, psikotik hastalıklar açısından değerlendirilmesini sağlayan ve özel dizayn edilen testleri uygulayarak teşhisi koyabilirler. Tabi hastaya şizofreni teşhisi koyulması için görülen semptomların en az 6 aydır devam etmeleri gerektiği unutulmamalıdır.

Şizofreni Tedavisi

Teşhis sonrasında tedavi aşamasına geçilebilir. Şizofreni tedavisindeki amaç belirtilerin tekrarlaması riskini azaltmak ve belirtileri hafifletmektir. Şizofreni tedavisinde kullanılan antipsikotik ilaçlar, düşünme problemlerinin yanı sıra delüzyonlar ve halüsinasyonlar gibi önemli belirtilerin hafifletilmesini sağlamaya yöneliktir.

Şizofreni tedavisinde antipsikotik ilaçların yanı sıra destek grupları ve grup terapi, aile terapisi, bireysel psikoterapi gibi psikososyal terapilerden faydalanılır.

Tedavi sürecinde uygulanan çeşitli psikososyal terapiler ise hastalıkla ilgili olarak gelişen psikolojik, davranışsal, sosyal ve mesleki problemlere yardımcı olmaya çalışırlar. Psikososyal terapiler arasında rehabilitasyon, destek grupları ve grup terapi, aile terapisi, bireysel psikoterapi gibi uygulamalar bulunmaktadır. İlaçların hafiflettiği belirtiler ve uygulanan psikososyal terapiler sayesinde hastanın semptomlarını fark etmeyi ve kontrol etmeyi öğrenmesi,  şizofreni hastasının nispeten normal bir hayat yaşamasına yardımcı olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir